Haber

Sürgündeki Uygurlar Şincan’da Yaşadıklarını Anlattı


Çin’den Türkiye’ye kaçan üç Uygur Müslümanı, Çin’in Uygur Özerk Bölgesi Şincan’da Çinli yetkililer tarafından nasıl işkence gördüklerini ve kürtaja zorlandıklarını anlattı. Uygur Müslümanları’nın, Londra’da kurulan ve Pekin’in etnik Uygurlar’a karşı eylemlerinin soykırım teşkil edip etmediğini soruşturan halk mahkemesine ifade vermeleri bekleniyor.

Bu üç tanık arasında 6,5 aylık hamileyken kürtaja zorlandığını söyleyen bir kadın, çok sert doğum kontrol politikalarının olduğunu anlatan eski bir doktor ve cezaevindeyken Çinli yetkililer tarafından gece-gündüz işkence gördüğünü iddia eden eski bir mahkum var.

İngiltere’de kurulan bağımsız mahkemeye video konferans aracılığıyla ifade vermeden önce Associated Press haber ajansına konuşan tanıklar yaşadıklarını anlattı. Mahkemenin Cuma gününden itibaren başlayacak ve dört gün sürecek olan oturumlarında çok sayıda tanığın ifade vermesi bekleniyor.

İngiltere hükümetinin desteğine sahip olmayan mahkemeye önde gelen insan hakları avukatı Geoffrey Nice başkanlık edecek. Nice, daha önce savaş suçlarıyla itham edilen eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Miloseviç’in yargılama sürecini yönetmiş ve Uluslararası Ceza Mahkemesi ile birlikte çalışmıştı.

Mahkemenin vereceği karar herhangi bir hükümet açısından bağlayıcı olmayacak; ancak konuya ilişkin delillerin kamuoyuna açık bir şekilde ortaya konulmasının Şincan’da Uygurlar’a yönelik suistimal iddialarına ilişkin endişelerin giderilmesi amacıyla uluslararası toplumu adım atılması konusunda zorlaması umuluyor.

“6,5 aylık hamileydim, ne olduğunu bilmediğim ilaç verdiler”

Dört çocuk annesi Bumeryem Rozi, Şincan’daki yetkililerin kendisini 2007 yılında kürtaja zorlamak amacıyla başka hamile kadınlarla birlikte gözaltına aldığını anlattı.

Yetkililerin evine ve eşyalarına el koyacağı ve ailesinin tehlikede olacağı korkusuyla buna karşı koymadığını söyledi. İstanbul’daki evinden AP’ye konuşan 55 yaşındaki Bumeryem Rozi, “6,5 aylık hamileydim. Biri Uygur diğer ikisi Çinli üç polis geldi. Beni ve sekiz hamile kadını bir arabaya bindirdiler ve bizi hastaneye götürdüler. Bana bir ilaç verdiler. Ben de aldım. Ne olduğunu bilmiyordum. Yarım saat sonra karnıma iğne yaptılar. Bir süre sonra çocuğumu kaybettim” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

“Ultrason cihazıyla ev ev dolaşırdık”

1990’larda Şincan’daki bir köy hastanesinde çalışan eski kadın doğum uzmanı Semsinur Gafur, kendisinin ve diğer kadın doktorların mobil bir ultrason cihazıyla ev ev dolaşıp kadınların hamile olup olmadıklarını kontrol ettiklerini anlattı.

Gafur, “Bir ailede izin verilen sayıdan daha fazla doğum yapıldıysa, evi dümdüz ederlerdi. Oradaki hayatım çok gergin ve stresliydi. Devlet hastanesinde çalıştığım için insanlar bana güvenmezdi. Uygur halkı beni Çinli vatan haini olarak görürdü” diye konuştu. “

”Sabaha kadar sorgulanıp darp edildik”

Sürgünde yaşayan üçüncü Uygur tanık Mahmut Tevekkül de 2010 yılında kardeşlerinden biriyle ilgili bilgi almak için kendisini sorgulayan Çinli yetkililer tarafından hapse atıldığını ve işkence gördüğünü anlattı.

Tevekkül, erkek kardeşinin Arapça dini bir kitap yayınladığı için arandığını söyledi. Sorgu sırasında darp edildiğini ve yüzünün yumruklandığını söyledi.

Mahmut Tevekkül, “Bizi yere yatırır, ellerimizi ve ayaklarımızı boruya bağlarlardı. Başımızda altı asker beklerdi. Sabaha kadar bizi sorgulayıp sonra da bizi cezaevinin maksimum güvenlikli alanına götürürlerdi” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

Çin mahkemenin Çin karşıtı güçler tarafından kurulduğunu iddia ediyor

Londra’daki bağımsız mahkeme Uygurlar ve diğer Müslüman ve etnik Türk azınlığa yönelik insan hakkı ihlalleri iddiaları konusunda Çin’in hesap vermesini sağlamak üzere başlatılan girişimlerden biri.

Araştırmacılara göre çoğu Uygur 1 milyon kişi son yıllarda Şincan’da Çin’in “eğitim kampı” olarak nitelediği toplama kamplarında tutuluyor.

Çinli yetkililer zorla çalıştırma, sistematik ve zorla doğum kontrolu, işkence ve çocukları hapse atılan ailelerinden zorla ayırmakla suçlanıyor. Pekin iddiaları kesin bir dille reddediyor.

Yetkililer şimdi kapalı olduğunu iddia ettikleri kampların Çince, iş becerisi, ekonomik kalkınmanın desteklenmesi ve aşırıcılıkla mücadele kanununun öğretildiği mesleki eğitim merkezleri olduğunu savunuyor.

Çin 2016 yılına kadar Şincan bağlantılı bir dizi terör saldırısı yaşamıştı. Oturumları düzenleyenler Çinli yetkililerin mahkeme sürecine katılma taleplerini görmezden geldiğini belirtiyor. Londra’daki Çin Büyükelçiliği de açıklama taleplerine yanıt vermedi. Ancak Çin’deki yetkililer mahkemenin yalan yaymak amacıyla Çin karşıtı güçler tarafından kurulduğunu iddia etti.

Şincan bölgesinin hükümet sözcüsü Elijan Anayat Perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Şincan’da soykırım ya da zorla çalıştırma diye bir şey yok. Mahkeme kendi kafasından iş yapmakta ısrar ederse, biz de en güçlü şekilde buna karşı çıkar ve kınarız. Kendi önlemlerimizi almak zorunda kalırız” diye konuştu.

“Soykırım iddialarında amaç ve niyet önemli”

Geçtiğimiz Nisan ayında İngiltere parlamentosu Hollanda ve Kanada’nın ardından, Pekin’in Uygurlar’a yönelik politikalarının soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil ettiğini belirtmişti. ABD yönetiminden de benzer açıklamalar gelmişti.

Mahkemeye başkanlık eden avukat Geoffrey Nice ise şimdiye kadar soykırım açıklamalarının Çin hükümetinin politikalarının arkasındaki niyetlere ilişkin sınırlı bir delil analiziyle yapıldığını söyledi.

Nice, “Soykırıma ilişkin bulgu ortaya çıkarılacaksa Çin hükümetinin bu organlarının zihinsel durumunun incelenmesi gerekir. Amaç ve niyetin çok kritik olacağı aşikar” diyor.

Mahkeme güvenliği için önlemler artırıldı

Nice, Mart ayında Çin hakkında yalan ve dezenformasyon yaydığı gerekçesiyle Pekin tarafından yaptırım listesine alınan dokuz İngiliz vatandaşından biriydi.

Çin’in yaptırım kararı İngiltere ve diğer batılı hükümetlerin Çin’e yönelik Uygurlar’a muamele sebebiyle aldığı benzer kararların ardından gelmişti.

Avukat Nice korkmadığını ancak yaptırımların bazı katılımcıların mahkemeden çekilmesiyle sonuçlandığını söyledi. Mahkemenin kurulması sürecine katılanlar da siber saldırılarla hedef alındıklarını söylüyor.

Oturuma ücretsiz katılım imkanı veren yaklaşık 500 biletin sahte e-mail adresleri tarafından ayırtılması sebebiyle mahkeme oturumunun güvenliğinin artırıldığı belirtiliyor.

İstanbul’da yaşayan Rozi oğlunun serbest kalmasını umuyor

Sürgünde yaşayan diğer Uygur tanıklar adalet istedikleri için ifade vermeyi kabul ettiklerini söylerken, zorla kürtaj olduğunu anlatan Rozi daha kişisel bir sebeple konuşmaya karar verdiğini belirtiyor.

Rozi’nin en küçük oğlu 13 yaşındayken gözaltına alınmış. Mahkemenin yapacağı çalışmanın 2015 yılından bu yana gözaltında olan oğlunun bir gün özgürlüğüne kavuşmasını sağlamasını umuyor.

Rozi, “Oğlumun en kısa zamanda serbest kalmasını istiyorum. Özgür kaldığını görmek istiyorum” diyor.

ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ
  Sağlığınızdan olmayın! İşte doğru şekilde kilo verme yöntemi Sağlığınızdan olmayın! İşte doğru şekilde kilo verme yöntemi
ABD medyası: Türkiye, ciddi miktarda gaz tespit ettiABD medyası: Türkiye, ciddi miktarda gaz tespit etti
Çıplak fotoğraflı şantaj! Kadın göğüsleri kullanarak...Çıplak fotoğraflı şantaj! Kadın göğüsleri kullanarak…



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
mobil uygulama geliştirme firmaları fethiye escort çanakkale escort instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al Takipçi kasma hilesi izmir escort izmir escort mersin escort